Yumuşak Doku Kanseri Belirtileri Nelerdir? | Süper Fırsatlar

Yumuşak Doku Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Yumuşak doku kanserinin semptomları diğer kanser türlerinde olduğu gibi birden fazla işaret vererek kendini belli eder. Yumuşak doku kanseri belirtileri hastalık kesinleşmeden önceki süreçte vücuda ciddi işaretler vererek bünyenin yavaş yavaş zayıfladığını ve müdahale edilmesi gerektiğini belli eden sinyaller verir.

  • Kemik zayıflaması ve bazen de kırılma
  • Anemi
  • Kilo kayıpları
  • Ateş yükselmesi
  • Eklem şişmeleri
  • Eklemlerde hassaslık
  • Yorgunluk hissi

Yumuşak doku sarkomu vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkar. Ancak, en büyük yüzdesi ayaklar, eller, kollar ve bacaklarda oluşur. %40’ı ise karın bölgesi, göğüs, omuz, kalça ve sırt bölgelerinde oluşur. Yaklaşık olarak % 10’u da baş ve boyun bölgelerinde meydana gelir. Yumuşak doku sarkomu başlangıçta yani ilk evrelerde genellikle hiçbir semptom veya belirti göstermez. Var olan tümör yumuşak doku bölgesinde büyüdükçe, şişmelere ya da yumru oluşumuna sebep olabilir. Daha sonra ise, adaleler ve sinirler üzerine baskı uygularsa ağrılara sebep olabilir.

Yumuşak Doku Kanserleri Nasıl Teşhis Edilir?

Yumuşak doku kanserinin anlaşılması eğer vücutta ele gelen bir kitle varsa hekime giderek biyopsi yapılır. Yapılan işlemler sonucunda ise anlaşılır. Tümörün türünün belirlenmesi ve evrelendirilmesi amacıyla biyopsi büyük bir öneme sahiptir. Biyopsi doğrudan, tomografi yoluyla veya ultrason altında yapılır. Yumuşak doku sarkomları en iyi şekilde MR yoluyla görünür. Tomografi, direkt grafi, PET, kemik taraması ve ultrason uygun bulunan durumlarda hastadan istenebilir. Osteosarkomda hastaların hemen hemen %50’sinde kan içerisinde serum alkalen fosfat, %25’inde ise serum yüksek olarak tespit edilir. Direkt radyografi tanı koydurur.

Yetişkinlerde kıl kurdu belirtileri nelerdir? Bilgilerini de inceleyebilirsiniz.

Yumuşak Doku Kanserinin Klinik Süreci Nasıldır?

Yumuşak doku kanserinin klinik ilerleyişi sarkom tiplerine, yerleşimine ve evresine bağlıdır. Tanıdan sonra 5 yıl hayatta kalma oranı şu şekildedir:

  • Sarkom yayılmamış ise %88
  • Yakındaki dokulara yayılmamış ise %58
  • Uzak organlara yayıldı ise %16 olarak kabul edilmektedir.

Osteosarkom için görülen 5 yıllık sağ kalım oranı ise şu şekildedir:

  • Kanser yayılmamışsa %77
  • Etrafındaki dokulara yayılmışsa %65
  • Uzak organlara yayılmışsa %27

Yumuşak Doku Kanserinin Sebepleri Nelerdir?

Yumuşak doku kanserinin nedenleri henüz kesin olarak anlaşılamamıştır. Bunun, bağ dokusunun (yumuşak dokunun) öncü hücrelerinden olduğu tahmin edilmektedir. Bu hücrelere tıp dilinde kök hücreleri denilmektedir. Denejerasyon çoğu zaman doğumdan önce olmaktadır. Genellikle bu böyledir. Yumuşak doku sarkomlarının oluşmasına yardım eden bazı ihtimal faktörleri de vardır. Bundan dolayı, bazı ailelerde rabdomiyosarkomların sık görüldüğü gözlemlenir. Karsinomların sık görüldüğü kişilerde ve ailelerinde de çocuklar rabdomiyosarkomlara daha sık yakalanmaktadır. Bu hal, bu rahatsızlığın genetik olduğuna işaret etmektedir. Bu durumai kötü huylu periferik sinir kılıfı tümörlerinin daha fazla görülme ihtimalinin olduğu nörofibromatozis örnek gösterilmektedir. Yumuşak doku kanserinin belirtileri ailede görülen kişilerde daha çok kontrol edilse de ailesinde olmayan bireylerin de sağlık kontrolü amacıyla kontrol etmesi gerekir.

Yumuşak Doku Kanserinin Tedavisi

Yumuşak doku kanserinin iyileşmesi hastalık kesinleştiği andan itibaren yapılacak tedaviye bağlıdır. Yumuşak doku kanseri belirtileri görüldüğü andan itibaren sağlık kuruluşuna gidilir. Sağlık kuruluşunda hekim kontrolü yapıldıktan sonra diğer işlemlere geçilir. Tüm tetkikler yapıldıktan sonra hastalık kesinleşti ise tedavi süreci başlar. Yumuşak doku sarkomlu ya da nadir yumuşak doku tümörlü çocuk bireylerde ve gençlerde tedavi seçenekleri olarak ışın tedavisi, ameliyat, kemoterapi ya da bu tedavi yöntemlerinin bir düzeni uygulamaya geçer. Hangi tedavinin daha uygun olduğu ve faydalı olacağı hastanın durumuna, hastalığın evresine ve hekimin uygun gördüğü tedavi yönteminin ne olduğuna bağlıdır. Tedavideki amaç hastanın uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürüp iyileşmesini sağlamak ve bu sürerken de tedavinin getirdiği yan etkileri riskini mümkün olduğu kadar düşük tutmaktır.


Konu hakkındaki Soru, Öneri ve Görüşlerinizi yorum bölümümüzden dile getirebilirsiniz. Güncel Personel, Memur ve İşçi alımı haberlerini en hızlı şekilde öğrenmek için bizi sosyal medyadan takip edebilirsiniz. Facebook sayfamıza ulaşmak için TIKLAYIN!

ALAKALI YAZILAR


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir